RASIM SOYLU SANAT
 
  ANA SAYFA
  SANAT AKIMLARI
  SANAT YAZILARI
  SAKARYA BiLSEM
  SANAT EGiTiMi
  FOTOGRAF
  SiiR
  MUZE
  RESiM CALISMALARI
  GALERi
  iletisim
  desen
  ASAR-I BEDiiYYEDE ESTETiK
  GUZEL SANATLARA HAZIRLIK
  ASAR-I BEDiiYYEDE ESTETiK TEZ
  mona lisa güzelliği
MUZE

Münih Neu Pinakotekht’te orijinal bir Van Gogh karşısında.


SAKARYA BİLSEM MÜZESİ


SANATTA MEKAN

MÜZELER

RASİM SOYLU

Sakarya ü.Güzel Sanatlar Fakültesi Yüksek Lisans Öğrencisi

Müzeler sanatı tarih içindeki bütün birikimi ile birlikte sanat tüketicisi olarak tanımlanan muhatabı ile bir araya getiren en önemli mekanlardır.

Sanat galerileri ve sergi salonları içinde belirli bir zaman diliminde izleyici karşısında sergilenen pek çok eser, zamanın ve sanatın kurumsal yapısı içinde elenerek eğer kamuoyu desteği ile birlikte kurumsal kabul de  görürlerse müzelerde yerlerini alabilirler. Tabii ki yaşadığı zaman dilimi içinde dışlanmış ve kabul görmemiş pek çok sanatçı ve eser kendinden sonraki dönemlerde değer kazanarak müzelerde layık olduğu mevkii almıştır.

Müzeleri hem kendi mimari mekanı ve eserleri izleyicilere sunumu yani şekil açısından hem de sahip olduğu birikim ve eserlerin değerleri yani içerik açısından zenginliği ile ele alıp değerlendirebiliriz.

Yerel ve ulusal veya uluslar arası özellikleri ile de dikkat çeken müzeler bir ülke veya yörenin birikimlerini kendi geleceğine ve evrensel kültüre kazandırması açısından çok önemlidir. Bu yüzden tarih boyunca kralların ve devletlerin en mühim hazinelerini bugün ki  müzelerde sergilenen eserler oluşturmuştur. İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi, Londra British müzesi, Paris Louvre Müzesi ve New York Metropolitan Müzesi gibi mekanların birer kültür elçisi gibi uluslararası ünü ve etkinliği ortadadır.

Ayrıca tarihe mal olan her türlü maddi ve manevi değer taşıyan menkul veya gayrimenkul, taşıdığı anı ve anıtsal değer itibari ile müze envanteri olmaya hak kazanmıştır. Böylece İstanbul ve Kapadokya  koskoca birer açık hava müzesine dönüşmüşlerdir. Dünyanın pek çok yerinde tarihi mirasını korumuş şehir ve yöreler tarihi değerlerini ve muhafazakarlıklarının bedelini böyle peşin ödülle  almaktadırlar. Modernizm çabası ile çarpık bir devrimin kurbanı olan şehirler ise ne yazık ki tahrip olan tarihi mekan ve yok olan doğal güzelliklerin bedelini türlü türlü felaketlerle ödemektedirler.

Nihayet ülkemizde de Avrupa’daki emsallerine benzer bir müze açıldı. İstanbul Modern. Hem mekanın tarihsel ve coğrafi konumu;  Boğaz kenarında Tophaneyi-Amire antreposunda hem de içerik açısından Türk resim sanatının 19.yüzyıl sonundan günümüze kadar gelişim süreci içinden seçilmiş örnek eserleri ile sanata güzel bir mekan olmuş. Işıl ışıl mekanı ve güler yüzlü personeli ile, cafesi, kütüphanesi, eğitim salonları, kitap ve sanatsal hatıra eşya reyonu, bilgisayar destekli vizyon salonları hatta sineması mevcut bu müze, sanatı halkla buluşturmuş her şeyi ile yaşayan bir mekan. Orada çocukları ve öğrencileri salonların ortasında minderlere oturmuş resim yaparken görebilirsiniz.

Türkiye de bilinen ilk müze çalışmalarını yapan kişi Güzel Sanatlar Akademisi, Sanayi-i Nefise Mektebini’de kuran Osman Hamdi Bey olarak bilinir. Ancak biliyoruz ki, Topkapı Sarayı hazineleri ve kayıtlı envanteri ile ve Dolmabahçe Sarayı ülkemizde oluşmuş en eski müzeler olarak kabul edilebilir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden getirdiği kutsal emanetler ile müzeciliğin de ilk örneklerini vermiş olduğu düşünülebilir.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde oluşturulmuş ilk Resim ve Heykel Müzesi ve Ankara Resim ve Heykel Müzesinin klasik mekanları Türkiye’deki sanat müzelerinin öncüleri.

Ankara Polatlı’da Gordion antik tümülüsü ve müzesindeki durum ise trajikomik. Burada bulunan eserlerin orjinalleri Ankara Etnografya ve Anadolu Medeniyetleri Müzelerine taşınmış ve tümülüs içindeki Kral Midas mezarına orijinal eserlerin fotoğrafları bırakılmış. Müze ücreti ödeyerek burayı gezen  misafirler fotoğraflarını görmekle yetinmek zorunda kalıyor.

Adapazarı’nda Ali Dilmen Lisesinin Almanya’nın Weiden şehrinde Kepler Gimnasium adında bir kardeş okulu var. Bavyera eyaletinde Münih ve Nürnberg arasında kalan bu şehre deprem senesi olan 1999’dan beri, bize yardım eli uzatan bu okulla, öğretmen ve öğrenciler ile karşılıklı ziyaretler yapıyoruz.

Bu vesile ile Almanya’nın Frankfurt, Nürnberg, Münih, Regensburg gibi kültürü, müzeleri ve tarihi mekanları ile turizme açılmış bu şehirlerini gezme fırsatı bulduk. Ortaçağ Gotik mimarisinin tarihi mekanları ve şehir dokusu hemen hemen gezdiğimiz her şehrin eski bir yöresi olarak muhafaza edilmiş ve çok iyi restore edilip yaşayan mekanlar olarak hayata kazandırılmış. Hatta pek çok ticari mekan ve mağazanın duvarında, örneğin;”bu mekan 1050 tarihinden beri  hizmet vermektedir” gibi tabelalar görmek mümkün. Pek çok firma tarihsel geçmişini, bir güven belgesi olarak sunmaktadır. Ülkemizde ise kaderine terk edilip yıkılan veya yakılan tarihi mekanları içimiz cız ederek seyrediyoruz.

Nürnberg kralların şehri. Kalesi, etrafı hendeklerle çevrili bir masal şatosu. National Müze’sinin  Ortaçağ eserleri, Yüksek lisans  danışmanım Sanat Tarihçi Doç Dr.Engin Beksaç Hocanın deyimiyle bir eşi daha yok. Dünyaca ünlü Rönesans ressamı Albrecht Dürer’in evi de burada bir müze. 1471-1578 yılları arasında bereketli bir hayat süren Dürer geride pek çok eser bırakmış. Ayrıca Frankfurt’ta Goethe’nin evinin de çok güzel bir müzeye dönüştürülüp, sanatçının her türlü eşyasının muhafaza edilerek sergilendiğini görüyoruz. Hatta Goethe’nin karakalem portre çalışmalarını, bir ressam da olabilirmiş izlenimi ile geziyoruz. Ülkemizde yaşamış ünlü ediplerin ve sanatçıların evlerininde böyle orijinal eşyaları ve elyazmaları ile sergilendiği müzelere dönüştürüleceği modern zamanları dört gözle bekliyoruz.

Münih, Frankfurt ve  Berlin’in  müzeleri uluslar arası üne sahipler. Modern Sanatın gelişiminde önemli bir yere sahip  Münih’te; Da Vinci, Rafael ve Rembrant  gibi Rönesans ve Barok sanatçıların eserleri Alte Pinoketekt müzesinde, Van Gogh ve Cezanne gibi 19.yüzyılın her biri yeni bir modern akıma öncülük yapmış sanatçıların  eserleri Neu Pinoketekt müzesinde ve Picasso ve Salvador Dali gibi 20.yüzyılın önemli sanatçıları Modern Pinoketekt müzelerinde sergileniyor. Yani profesyonel bir sunum var.

Adapazarı gibi şehirlerinde küçük birer müzeleri mevcut. Çok az sayıda eserin sergilenebildiği bu yerel müzeler ne yazık ki yaşamın durduğu mekanlar. Atatürk Evi olarak müze kategorisi içinde yer alan bu mekanı Alman misafirlerimiz yine de hiçbir hoşnutsuzluk göstermeden gezdiler. Çok şükür ki imdadımıza İstanbul yetişti. Almanya’da gittiğimiz her şehirde çeşitli kurumsal müzeler var. Demiryolu müzesi,  seramik müzesi gibi tarihsel süreç içinde çeşitli kurumlar birikimlerini birer yerel veya ulusal müzede sergiliyorlar. Ne yazık ki TCDD’nin ve Türkiye Vagon Sanayi gibi bir asırlık  bir kurumun Adapazarı’na kazandırdığı böyle bir mekan yok.

Ayrıca  Taksim İstiklal caddesi ve Adapazarı Çark Caddesi gibi araç trafiğine kapalı mekanların benzeri Avrupa şehirlerinin trafiğe kapalı caddeleri, çeşitli sanatsal aktivitelerin yaşam alanı olmuş. Oraları; kah müzik yapan insanların açık hava konser alanı, kah dans ve tango gösterileri yapan grupların gösteri mekanı, kah resim yapan ve sergiler açan sanatçıların açık hava galerilerine dönüşmüş durumda. Tabii ki temizlik, düzen ve huzuru da saymak gerekir.

Sanatı kapalı ve açık yaşam alanlarında görebilecek ve yaşayabilecek estetik bilincine  bir gün ulaşırız inşallah.

 

 

İstanbul Modern’den bir görünüm

 

Münih Alte Pinakotekh’te röprodüksiyon çalışan bir ressam.

 <v:imagedata o:title="1" src="file:///C:DOCUME~1AdminLOCALS~1Tempmsohtml1

RASİM SOYLU  
  1969 yılında Sakarya Adapazarında doğdu. İlköğretimini Sakarya 21 Haziran İ.Ö.Okulunda tamamladı. Orta okulu Kırklareli Lüleburgaz Kepirtepe Öğretmen lisesinde okudu. 1983-1985 arasında TCDD Pratik Sanat okulunu okuyarak 1985-1989 yılları arasında Tüvasaş'ta çalıştı. Bu arada Sakarya Ali Dilmen Lisesinde açılan Akşam Lisesinde Lise diploması aldı. 1989 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Endüstriyel Sanatlar Fakültesini kazanarak Ankaraya gitti. 1991 yılında Gazi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği bölümüne geçti. TCDD Ankara Gar ve Behiçbey tesislerinde 1989-1999 arasında çalıştı. 1998 yılında Karaman Başyayla İ.Ö.Okuluna Resim Öğretmeni olarak atandı. 1999 yılında Sakarya'ya tayin oldu. Sakarya Ali Dilmen Lisesinde 1999-2007 yılları arasında resim öğretmeni olarak görev yaptı. Sakarya Yeni çizgi ve Picasso resim atölyelerini kurdu ve elliden fazla öğrenciyi güzel sanatlar fakültelerine hazırladı. 2002-2004 yılları arasında Sakarya Üniversitesinde Resim alanında yüksek lisans yaptı. Halen Sakarya Bilim ve Sanat Merkezinde Görsel Sanatlar Öğretmeni olarak Çalışmaktadır. Asar-ı Bediiyyede Estetik adlı tezi kitap olarak yayınlanmıştır. zafer, Adı Yok, Irmak ve Değirmen dergilerinde sanat ve estetik üzerine makaleler yazdı. Yurt içi ve yurtdışında pekçok kişisel ve karma resim sergisi açtı. Fotoğraf sanatı ilede yakından ilgilenmektedir. Fotoğraf alanında bir Türkiye birinciliği, bir üçüncülük ve iki mansiyon ödülü kazanmıştır.  
Reklam  
   
Bugün Toplam 4 ziyaretçi
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=